Ahlat Ağacı filmi üzerine…

Ahlat Ağacı sakin sakin izlenmesi gereken, 3 saatten fazla boş vakti olan ve hem izlerken hem de izledikten sonra üzerinde düşünülmesi gereken bir film.

Hem güncel hem de varoluşsal sorunlara sade, yaşıyormuşçasına ışık tutulmuş filmde.

Köy imamı, başka bir köye gelen yeni imam ve ataması yapılmayan sınıf öğretmeninin diyaloğu hemen hemen yarım saat ve ilginç noktalara değiniyor, hem yüzeysel hem derin.

Sinan Karasu’nun duygusuzluğu, mantık odaklı yaklaşımı, yazar olmak istemesi, insan sevmeyen bir yazar olmak istemesi, son söyleyeceğini ilk söylemesi, patavatsızlığı, umursamazlığı, karakter tam oturmuş, kalıplı, yamuk, boş, derin, değişik bir tip Aydın Doğu Demirkol.

Batakçı baba, tek seveni, kendisini tek horlamayan varlık olan köpeğinin arkasından samimice gözyaşı döken bana. Anlamsız işler yapmakla itham edilen, sonunda da vazgeçen ama vazgeçtiği yerde bayrağı oğluna devreden baba.

Güzel… İzleyin, bu yorum kendi adıma bir teşekkür ve teşviktir.

Yorum Yapın