:::: MENU ::::
Kişisel

DAVET – Nâzım HİKMET

DAVET

Dörtnala gelip Uzak Asya’dan
Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket, bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benzeyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim….

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim…

Nâzım HİKMET


İnsancıklar – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

İnsancıklar, Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin ilk romanıymış. Bunu bilmeden seçtim. Hastaneye gitmem ve orada beklemem gerekiyordu. Ortama uygun, fazla derin olmayan, kafa ağrıtmayacak ama bir şeylerde katacak bir kitap seçimi yapmam gerekliydi. Kitaplığımın roman bölümüne baktığım zaman, çok uzun olmayan 1-2 günde okuyup bitirebileceğim bir eser olmalı diye düşünerek İnsancıklar’ı aldım. Elimdeki baskı 160 sayfa, yaklaşık 100 sayfasını hastanede okudum. Geri kalanını da evde denk geldikçe.

***

Bir kadına mektup şeklinde başlaması çok hoşuma gitmese de roman bittiği zamanki genel yorumum olumlu yöndedir. Yoksulluk ve toplumda görünmeyen yoksulların yani insancıkların anlatıldığı kitap karşılıklı mektuplaşmalardan oluşuyor. Yazar ilk mektuplarda daha sığ bir dil kullanırken, sonlara daha daha fazla tasvir, daha fazla edebiyat yapıyor. Bu da kitabın bu şekilde planlandığını gösteriyor. İlk mektupların sadeliği tasvir hayranlarını biraz üzebilir lakin yazarın ilk kitabı olması bu duruma daha tahammüllü yaklaşmamızı sağlamaktadır.

***

Varvara Aleksiyevna (Varvara Dobroselova) ve Makar Devuşkin (Makar Alekseyeviç)

***

Makar Devuşkin’in kendi ihtiyaçlarını görmeyip, Varvara Aleksiyevna’ya para göndermesi ve bunu yaparken de kendi durumunu iyi olarak lanse etmesi, bu durumun sonradan ortaya çıkması. Adamın, kadına sonsuz sevgisi, belki aşkı ama bunu ifade edemeyişi… Ki sonunda kadın varlıklı bir adam ile evlenerek şehirden ayrılır.

***

Faizcilerin varlığı ve ihtiyacı olanlara veya teminat bırakamayanlara para vermemeleri… Aynen günümüzde bankaların kredi verelim, verelim deyipte isteyince vermemeleri gibi 🙂

***

“Mutsuzluk bulaşıcı bir hastalıktır! Yoksullar, yazgısı kötü olanlar bu hastalığı yaymamak için birbirlerinden uzak durmalıdırlar.” kitaptaki dikkat çekici sözlerden bir tanesi…

***
Romanda bahsedilen Fontanka kanalı:
fontanka-kanali

***

En takdir ettiğim kısım ise cebindeki son 20 kapiği Gorşkov’a verdiği kısımdı. Kendisi olağanüstü bir yoklukla boğuşurken, o anki tüm malvarlığını eşi ve çocukları aç olan Gorşkov’a veriyor. İşte bu! İnsaniyet…

***
Çalgıcılık yaparak geçimini sağlamaya çalışan onurlu adamla kendini bir tutması ve dilendirilen çocukların psikolojisiyle ilgili kurduğu cümleler de beni etkileyen kısımlardan…


Kötü çalışma yapmayacağıma…

Bir yemin olmalı,
doktoraya girişte yapılacak…
Hipokrat yemini tarzı.

Kötü çalışma yapmayacağıma…
Çalışma olsun diye çalışma yapmayacağıma…
İnsanların vakitlerini boşa harcamamak adına kötü çalışma yapmayacağıma…
Bilime ve bilim insanlarına saygım olduğundan kötü çalışma yapmayacağıma…
Kötü bir dil kullanarak, hem o dile, hem o dili okuyanlara, hem de okuyamayanlara eziyet etmeme adına kötü çalışma yapmayacağıma…
Mevcut olan iyi bir yöntemin adını kendi kötü çalışmama alet ederek iyi yöntemin sahibi olan bilim insanlarına haksızlık yapmamak adına kötü çalışma yapmayacağıma…
Bulduğum iyi bir fikri düzgünce sunamadığımdan dolayı, çalışmamın okunurluğu artmadığından, körelip gidecek olan o fikre hak ettiği değeri vermek adına kötü çalışma yapmayacağıma…

İyi çalışma yapacağıma…
Basit, anlaşılır, düzgün bir dil kullanacağıma…
Adam gibi literatür araştırması yapacağıma…
Kendi konumla en ilgili olan kaynak araştırmalara kesinlikle atıf vereceğime…
Laf olsun diye değil, gelinen noktayı bir adım daha öteye taşıma amacıyla çalışma yapacağıma…
Yaptığım çalışmayı kesinlikle hakemli dergilere göndereceğime, oradan gelen eleştirilere göre yeniden dizayn edeceğime, sonra kabul edilene kadar süreci düzgünce takip edeceğime, çalışmam belirli bir kalitenin altında olsa bile başka gözler tarafından eleştiriye açmadan bilim insanlarıyla paylaşmayacağıma…

Namusum ve şerefim üzerine and içerim 😀

Gece gece, kötü bir yayını okuyup, anlamaya çalışıp, anlayamayınca bari bu notu bırakayım dedim.
Hayırlısı…

Not: Hipokrat yeminini okumadan yazdım, şimdi okuyacağım 🙂


GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ – Yunus Emre

GEL GÖR BENİ AŞK NEYLEDİ

Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne âkilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi

Gâh eserim yeller gibi
Gâh tozarım yollar gibi
Gâh akarım seller gibi
Gel gör beni aşk neyledi

Akar suların çağlarım
Dertli ciğerim dağlarım
Şeyhim anuban ağlarım
Gel gör beni aşk neyledi

Ya elim al kaldır beni
Ya vaslına erdir beni
Çok ağlattın güldür beni
Gel gör beni aşk neyledi

Ben yürürüm ilden ile
Şeyh anarım dilden dile
Gurbette halim kim bile
Gel gör beni aşk neyledi

Mecnun oluban yürürüm
Ol yâri düşte görürüm
Uyanıp melûl olurum
Gel gör beni aşk neyledi

Miskin Yunus biçareyim
Baştan ayağa yareyim
Dost elinde avareyim
Gel gör beni aşk neyledi

YUNUS EMRE


Sayfalar:123456789...14