:::: MENU ::::
Kişisel

Gittigidiyor üzerinden shopdoksan mağazasından alışveriş yapmayınız!

Her şey HYC MANYOLYA 3 LÜ RENKLİ ZİGON SEHPA (#267694730) bağlantısındaki ürünü sipariş etmemle başladı.

Ürünün benzerini alan bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine ürün açıklamasındaki “1.Sınıf Mdf malzemeden üretilmiştir.” ibaresine de güveneren 15 işgünü içinde kargolanacağı söylenen ürünü 69,9 TL’ye sipariş ettim.

Sipariş verdiğim tarih: 21/02/2017
Kargoya verildiği tarih: 21/03/2017 17:31:27

30 günlük özlemin ardından ürün BENCE 1.sınıf MDF’den üretilmiş bir ürün değildir.
Her halinden kötü işçilik ile yapıldığı bellidir.
Ürün kusurlu olarak gönderilmiştir:

HYC Manolya 3lü Renkli Zigon Sehpa

Şu anda iade etmeye uğraşmayı düşünmüyorum ama alacak kişiler için almamalarını tavsiye ediyorum. İade süreci başlattım, mağazaya 6 taksit olarak çekmiş olduğum 69,9 TL’nin 3 gün daha geç gitmesi için 🙂

Satışı onaylamadığım için henüz sisteme yorum yapamıyorum, onaylayınca oraya da yazacağım. Sistemde paylaşılmış bazı görüşler: Çok fazla olumsuz yorum vardı, hepsini toplayamadım.

yorumlar3

yorumlar2

yorumlar1

Son olarak Gittigidiyor’un bu ve benzeri satıcılarını sisteminden çıkarması gerektiğini düşünerek, kendi çapımda bir tepki olarak böyle bir adım atılmazsa bu siteden bir daha alışveriş yapmamayı ve her ortamda bu durumu halkımıza aktarmayı düşünüyorum.

Bilginize.


BİLMÖK 2017 2. ve 3. gün izlenimlerim…

bilmok-2017

BİLMÖK 2017’nin 2.günü Burak ÖZEN‘in “Büyük Veri ve Akıllı Tahmin Sistemleri” sunumuyla başladı. Sahibinden.com’da Uzman Büyük Veri Bilimcisi olarak çalıştığını belirten Burak ÖZEN kendisinin bu alanla ilgilenmesinde Yüksek Lisans sırasında aldığı eğitimin etkili olduğunu, sektörün veri madenciliği konusunda oldukça aç olduğunu, bir çok elemanın büyük veri (big data) işlemenin ülkemizde yeni olması ve bir çok firmanın henüz bu işe tam eğilmemesi nedeniyle iş imkanlarına kavuşabileceğini belirtmesi sektöre yeni katılacak öğrenciler için önemliydi.

“Microsoft’un Yeni Nesil Teknolojileri” başlıklı sunumu İbrahim KIVANÇ yaptı. Her ne kadar “Senior Technical Evangelist” olması fakir ama özgür Linüksçü afederseniz GNU/Linüksçü kişiler tarafından eleştirilse de sunumu sırasında da belirttiği “bizim ürünlerimize de bakın arkadaşlar” kısmı iyiydi. Bir sürü yeni ürün tanıttı, benim pek ilgimi çekmedi. Etiketteki “evangelist” ibaresi de açıkçası hoşuma gitmedi. Siyonist gibi, emperyalist gibi bir havası var 🙂 Yalnız İbrahim KIVANÇ çok beyefendi, kibar, saldırgan olmayan(GNU/Linüksçüleri saldırgan olarak tanımlayacağım 😀 ) bir kişiydi.

Doruk Fişek‘in “Linux Sistem Yöneticisi Olmak” başlıklı sunumu ufuk açıcı ve yön vericiydi. Ezeli ve ebedi düşman Microsoft’un kıdemli teknik geçici vaizinden sonra konuşmasını yapmasından dolayı tatlı bir saldırgan üslupla eleştiriler yaptı. Şahsı değil de yaklaşımı hedef aldığı için çok olumsuz bulmadım ama dediğim gibi kıdemli teknik geçici vaiz de pek bir beyefendiydi canım 🙂 Bu sunumun can alıcı noktası etiketlerin değil yapılan işlerin önemli olduğu kısmıydı.

Konferansın en ilgi toplayan karakteri şüphesiz Barış BÜYÜKAKYOL idi. Aykırı tipi, yaklaşımı, tavırları, anlatımı ilgi toplamasının çeşitli nedenlerindendir diye düşünüyorum. En önemlisi de kendisi sunum yaparken salondan çıt çıkmaması ve çıkarmak isteyenlere ise çıkarttırmamasıydı. Takdir ettim. Yıllardır yanlış bildiğim Özgür Yazılım ve Açık Kaynak Kodlu Yazılım’ın farkını öğrendim. Özgür Yazılım’ın ideolojik(politik dedi ama ben o kelimeyi pek sevmiyorum) bir yaklaşım/hareket olduğunu öğrendim. Özgür Yazılım felsefesini anlatırken, ideolojinin ilk çıktığı anda belirlediği bazı ana dinamiklerin biraz yumuşatılmasına bile tahammülü olmadığını belirtmesi hem hoşuma gitti, hem de sunum da aradan cımbızladım. Özgür Yazılım ile ilgili anlatılanlar hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayabilirsiniz.

Nebi Şenol YILMAZ‘ın “Siber Güvenlikte Kariyer”, Gökhan AKIN‘ın “Ağ Yönetimi” sunumları kısa bilgilendirme ve sektör tanıtımı ekseninde geçti. NASA’da çalışan Dr.Oktay ARSLAN “Robotik Teknoloji ve Otonom Sistemler” eksenli bir sunum yaptı ama benim pek ilgimi çekmedi. Hesaplama Teorisi, Paralel hesaplama ve paralel programlama çalıştığımdan “Yüksek Başarımlı Hesaplama Sistemleri ve Geleceği” başlıklı Bahadır DEMİRCİOĞLU‘nun sunumunu en son olmasına rağmen bekledim. Tek kapabildiğim paralel bir dosya sistemi olan Lustre oldu. GPU ile hesaplama yaptığımdan klasik dosya sistemini kullanmıştım. Bu konuyu araştırmak isterim.

Güngör KAYMAK‘ın “Sanayi 4.0” sunumu sanayi devriminin geldiği aşamayı belirtmesi ve küresel güçlerin gelecek hakkındaki planları eksenli güzel bir anlatımdı. Türkiye’nin ucuz iş gücünden ve lojistik konumundan dolayı montaj, tekstil gibi sektörlerde yatırım çektiğini, robotlaşma ile işçinin giderek devreden çıkarılmasıyla bu cazibesini kaybedebileceğini söylemesi hem üzücü, hem de geleceğe yönelik yeni bir stratejinin düşünülmesi gerekliliğini gündeme getirmesi anlamında önemliydi. Halkın refahını ve ülkenin gelişimini düşünmeyen bir yönetimin olduğu ülkemizde bu tarz kaygıları üç beş yönetimsel gücü olmayan benim gibi tipler boşu boşuna dert edinmektedir 🙂

5 Mart günü YÖKDİL sınavına katıldığımdan Prof. Dr. Veysi İŞLER hocanın “Oyun Proglamlama ve Simülasyon” sunumunun bir kısmını dinleyebildim. “VR Teknolojiler” ile ilgili anlatım yapan Seyfullah YAMANOĞLU ise teknik bir detay vermekten(çok çok uzun olduğu için 🙂 ziyade genel bir bilgilendirme yaptı.

Bitirmeden kongre de sunum yapmasa da salondaki kitleyi çalarak alternatif kapı önü kongresi düzenleyen Engür Pişirici’den son dakikalarda haberim oldu. Gerçi Barış BÜYÜKAKYOL sunumu sırasında bir kaç kez kendisine sarmıştı ama pek muhatap olamadım 🙁 Bir başka bahara… Söylemeden geçemeyeceğim ismi de çok orijinal.

BİLMÖK organizasyonunda görev alan, gönüllü olarak çalışan, zamanını harcayan herkese özellikle teşekkür ederim. Tebrikler. Başarılar. Vesselam.


BİLMÖK 2017’nin ilk gününün sonunda…

bilmok

BİLMÖK 2017’nin ilk gününün sonunda…

Bu yıl düzenlenen 13.BİLMÖK (ayrıntılı bilgi için https://bilmok.org.tr/) Konya’da yapıldığından, katılıp neler olup bittiğini gözlemlemek ve kongre hakkında sosyal medyaya bir kaç satır karalamak istedim.

Öncelikle ayrıntılı bilgi için başvurmanızı istediğim web sayfası hem organizasyonu tanıtma, hem organizasyona kayıt olma (e-posta onayı ile sıkmayan kısa-öz bilgi istekleriyle gayet şık olmuş), hem konuşmacılarla ilgili gerekli bilgileri verme, hem kongre programını detaylı ve kaliteli bir şekilde sunma açısından incelendiği zaman bence çok başarılı olmuş. Sayfayı hazırlayan anladığım kadarıyla Cemalettin Serit kendisini tebrik ederim.

Katılım ücretsiz olduğundan ekonomik olarak bir değerlendirme yapamayacağım, bu durumu Konya dışından katılıp burada konaklama, ulaşım, yeme-içme için ödeme yapan kişilerin değerlendirmesi gerekmektedir. Söylemeden geçemeyeceğim bir husus ise aslında dışarıdan gelen katılımcılara bu hizmetleri de ücretsiz sunabilecek imkan olsa çok daha güzel olacağıdır. Bu şekilde kendi cebinden para harcaması gerektiği halde Türkiye genelinden 1000’den fazla kişinin kongreye katılması ise Bilgisayar Mühendisliği öğrencileri ve ilgilileri için iyi bir durumdur.

Sürekli olarak vurgulanan “Türkiye’nin en büyük öğrenci kongresi” mottosunu bir kez de ben vurgulamak istedim. Hatta bu hususta açılış konuşması yapan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin’de açık sözlülükle “bir öğrenci kongresine 1200 kişi mi katılır canım” dediğini 2 ay öncesinden içinden geçirdiğini belirtmiş, salondaki doluluğu görünce de organizasyon komitesini takdir ederek düşüncesinde yanıldığını duyurmuştur.

Rektör takdir eder de ben edemez miyim? 🙂 Organizasyon komitesine bir çok fedakarlıklar yaparak hazırladıkları bu organizasyon için teşekkür ederim. Zaten bu yazıyı da şahsen teşekkür etme imkanım olsa da sanal aleme kayıt olması ve insanların bu yorumlar ekseninde de düşünmesi amacıyla yazıyorum. Organizasyonun yüklenici firması, taşeronu, çile çekeni kurumsal olarak Selçuk Üniversitesi Bilişim Topluluğu’dur. 2005 yılında kurulmuş bir öğrenci topluluğu olsa da 2009 mezunu biri olarak üye olmadığımı utançla beyan ederim 🙂 {Ne bileyim abi niye zamanında kayıt olmamışım 😀 }

“Zamanında başlamak bir medeniyet göstergesidir” sözünü Doç. Dr. Mustafa Servet Kıran hocamdan ilk duyduğum anda benimseyip, hayat felsefemin kaynak kodu içerisine gömmüştüm. Her ne kadar ülkemizde çok uygulanamasa da buna riayet eden, bu hususu önemseyen insanları takdir ediyorum. BİLMÖK resmi açılış saati de 10:00 olmasına rağmen milletvekili teşrif edeceğinden dolayı biraz gecikmeli başladı. “Asıl burada vekil beklenmez” esprilerim ise pek rağbet görmedi 🙂 {Bu arada burda, burada diye yazılıyormuş TDK’dan baktım, siz bakmayın 😉 }

“Hayallerinin Peşinden Koş” başlıklı sunumu yapan Dilek DUMAN‘ın yerli bir banka yönetim sistemi ve yan ürünlerini kodlayan bir ekibin başında olarak başladığı yaşam serüveni ilgi çekiciydi. Yalan yok, niye bir bankanın genel müdür yardımcısını çağırmışlar ki demiştim (içimden 🙂 ) ama sunumu dinleyince iyi ki çağırmışlar dedim çünkü kod yazarak başlayan bir hayatın şu anda geldiği nokta gençler için motive ediciydi.

“Mikro/Nano Robotik” başlıklı sunumu Yrd. Doç. Dr. Kadir Erkan hocamız sundu. Sonuna doğru çıkmak zorunda kalsam da böbrek taşı kırmak için mikro bir cihaz geliştirdiklerini öğrendim. Yerli bir mikro/nano robotik girişim olması takdire şayandır. (Elektronik ilgim ve bilgim az olduğundan çok yorum yapamayacağım.)

“Bulutlar Üstünde” başlıklı sunumu Hüseyin MERT ve Atıf CEYLAN ortak yaptı. Günün deşarj oturumu da olan bu gırgır şamata sunum esnasında SaaS’ın ne olduğunu, faydalarını, günümüzdeki ve gelecekteki konumu hakkında bazı fikirleri edindik. Hüseyin MERT katılımcılar bilgisayarcı olduğundan, bunlar hareketsiz tiplerdir spor yapmıyorlar şunlara bir iki hareket yaptırayım da sevaba gireyim modunda, durmadan soru sorup katılımcılardan el kaldırmalarını isteyince bir ara baktım sürekli sağ elini kaldıranlar sol elini de kaldırmaya başladı 🙂 Bu kısa ve öz sağlık yaşam dersi için de teşekkür ederim. Sunum ana eksen Linux, PHP övgüsü ve Windows, .NET yergisi üzerine geçse de… benim görüşüm herkes sevdiğinde yazsın abi ama kim daha az maliyetli çözüm sunarsa o kazanır 😉 Bu arada Atıf CEYLAN’ın da zenginleyince MAC(MacBook mu MacBookPro mu bilmiyorum) alması da hiç uygun değil 😀

“Kop Veri Merkezi” başlıklı sunumu Tolun PULAK ve Hilmi HATİPOĞLU ortak yaptı. Programın kayması nedeniyle biraz geç saate kalsa da en ilgiyle dinlediğim sunum oldu. Çünkü 2005 yılında ilk web sayfam için hosting satın aldıktan bir sene sonra, param olsa da bir veri merkezi kursam hayali kurduğum sıralarda Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi olmuştum. Sonra gördüm ki bu yatırım öyle az boz bir yatırım değil ve sıkıntılı. Gel zaman git zaman hosting sektörü çok değişti, zaten şimdi bulut bilişim var, herkes oraya bir şeyler atıyor canı isteyen alıyor 🙂 Bulut Bilişim ile ilgili resmi yaklaşım:

“”Bulut sistemi dedikleri bir şey var, herkes oraya bir şey atıyor gelen oradan işine yarayanı alıyor kullanıyor ben böyle anlıyorum. Sistematik bir şey yok. Abur cubur dolduruyorsun, herkes ihtiyacını oradan alıyor ama hiç de karışmıyor. İstediğini buluyorsun.”Bu bilişime fazla kafa yorarsan sıyırırsın, nimetlerinden kullanıp yararlanıp işini göreceksin. Kafayı taktın mı o zaman işin kötü. Çok fazla hikmetine fazla şey yapmamak lazım.””

İzlemek için : https://www.youtube.com/watch?v=Sn7pNTsY5iY

En tepelerde resmi yaklaşım bu olsa da Konya’ya bir veri merkezleri bölgesi kurma fikri, bunun fizibilite çalışmasının yapılmış olması, bu iş ile ilgili para (yani siyasi destek ve onay)hariç her şeyin hazır olması sevindirici bir gelişmedir. Projenin tanıtım filmini aşağıdaki bağlantıdan izleyebilirsiniz.

https://www.youtube.com/watch?v=QJ0dvD3ebCc

Bulgaristan gibi ülkelerin veri merkezi pazarında ekmek yediği, Güney Kore’nin çorba içeriz diyerek girdiği şu anda Nusr-ET de et yediği göz önüne alındığında Türkiye’mizin acilen bu ve buna benzer teknolojik altyapıları geliştirmeleri gerekmektedir. Bize düşen de Google Cloud’un reklamını yapmak değil Anadolu Cloud’u kurup en azından yerli pazardan dışarıya müşteri kaçırtmamaktır. Haydi bakalım Anadolu Cloud altyapısını kurmak BİLMÖK katılımcılarından, onlara uygun fiyata veri merkezinde barındırma hizmeti vermek devletimizden. Bu hususta bu işin bilincinde olan yöneticilere çok iş düşmektedir, umarım üst kademeleri ikna edebilirler.

Yazıyı yazarken eşim geldi, iki dakika kongre dinledin, bir sürü yazdın diye eleştirdi. Bir başka eleştiri de doktora danışman hocamdan gelecek ama ne yapayım dayanamadım yazdım. Umarım yarın(4 Mart) ve öbür gün de (5 Mart) katılma imkanım olursa yine yorum yaparım.

Vesselam.


İmam Hasan’ın Barışı kitabı ekseninde Yalnız İmam Hz.Hasan(as) dönemi hakkında…

İmam Hasan’ın Barışı kitabı ekseninde Yalnız İmam Hz.Hasan(as) dönemi hakkında…

Üstad Razi Al-i Yasin’in Arapça olarak kaleme aldığı İmam Hasan(as)’ın Barışı Tarihin En Büyük Kansız Devrimi isimli kitabın önemli olmasının bir sebebi de bu konu hakkında kapsamlı bir kitap yazmaya karar veren İmam Ali Hamaney(ra)’in araştırmaları sırasında bu kitabı görmesiyle, bu kitabın yeterince doyurucu olduğu konusundaki görüşüdür. İmam Ali Hamaney, kitabı Farsça’ya bazı eklemeler ile kazandırmış, 2002 yılında Türkçe’ye kazandırılan bu eserde Farsça tercümesini ve dipnotlarını esas almıştır.

Kitap, İmam Ali(as)’nin şehadetiyle birlikte İmam Hasan(as)’ın imamet süreciyle birlikte hilafet sürecinin başlaması ve çok kısa bir sürede hilafetin Muaviye’ye devredilmesi ekseninde neden ve sonuçları ayrıntılı incelemiş, ayrıca dönemle ilgili ek bilgilere de yer vermiştir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(sav)’in vefatı ile birlikte İslamı yönetecek, müslümanları doğru yolda sevk ve idare edecek adil önderlerin imameti ve hilafeti aynı anda elinde bulundurması gereken Ehl-i Beyt(as) olduğuna inanıyorum. Bu çerçevede imamet günümüze kadar süregelmiş, hilafet ise önce Hz.Ebu Bekir, Hz.Ömer, Hz. Osman, Hz.Ali ve Hz. Hasan ile 30 yıl sürmüş daha sonra ortadan kalkarak saltanat İslam dünyasının başına bela olmuştur.

İmam Ali’nin şehadetinden sonra İmam Hasan’a Küfe’de biat edilmiş, İmam Hasan biat alırken kendisine savaş diretmesinde bulunanların biatlerini kabul etmemiş, savaşta veya barışta imam olarak biat almış, Muaviye’ye karşı hazırlanan ordu dağıldıktan sonra da anlaşma yapmak zorunda kalmıştır. İkiyüzlülükte zirve yapmış Küfe halkı bir çok parçaya bölünmüş haldeydi. Şöyleki;

-Emevilerin adamları, bunlar şehirdeki münafıklardı ve İmam Hasan taraftarı olduklarını dilleriyle söyledikleri halde, Muaviye lehine casusluk yapmaktaydılar.
-Hariciler, bunlar İmam Ali’den aldıkları darbeden arta kalan, yüzleri gülen lakin içlerinde hala Nehrevan’ın acısı bulunan tefrik ehli, donuk ve bağnaz tiplerdi.
-Şüpheciler, bunlar ne tam İmam Hasan’ın yarenidirler ne de Haricidirler, Emevileri sevmezler ama net bir yaklaşımları da yoktur.
-Hamra, bunlar köle ve cariyelerin çocuklarından oluşan soyları sopları çok net olmayan paralı asker olarak yaşamlarını sürdüren bir kitledir.
-Ehl-i Beyt taraftarları, İmam Ali’yi Cemel, Sıffin ve Nehrevan’da yalnız bırakmayan vefalı ve cefakar yiğit insanlar.

İmam Ali(as)’nin şehadetinden sonra yaklaşık 60 bin kişilik bir orduyla Küfe’ye saldırmaya gelen Muaviye, bir yandan da hile ve desiselerde İmam Hasan’ın yukarıdaki gruplardan oluşmuş ordusunu dağıtmak için çalışmalarını sürdürüyordu. 12 bin kişilik İmam Hasan’ın öncü birliğinin komutanı olan akrabası Ubeydullah bin Abbas’ın ne yazık ki para karşılığında orduyu bırakıp kaçmasıyla zaten diken üstünde olan ordu birbirine girmiş, arkada hazırlanan takviye 8 bin kişilik ordu bu orduyla birleşemeden öncü ordu darmadağın olmuştu.

Muaviye’nin mevcut gücüyle, tüm Ehl-i Beyt taraflarını yok edecek bir durumda olmasından ve çok sayıda müslümanın kanının heder olmasındansa Muaviye ve Emevi çetesinin gerçek yüzünün halk tarafından daha iyi anlaşılması için İmam Hasan(as) aşağıdaki şartlarda anlaşma yapmayı kabul etti.

Madde 1:
Allah’ın kitabına, Peygamber’in sünnetine ve gerçek halifelerin uygulamalarına uygun amel etmek şartıyla, hükümet Muaviye’ye bırakılacak.
Madde 2:
Muaviye’den sonra hükümet Hasan’ın, ona bir şey olur ya da beklenmedik bir gelişme yaşanırsa Hüseyin’indir. Ve Muaviye’nin, kendisinden sonraki halifeyi seçme hakkı yoktur.
Madde 3:
Muaviye, namazlarda Emir’ül-Müminin’e küfür ve lâneti terk etmeli ve Ali’yi ancak iyilikle yad etmeli.
Madde 4:
Beş milyon dirhem mal varlığı bulunan Kûfe beytülmalına hükümet dokunmayacak; Muaviye her yıl 2 milyon dirhem Hüseyin’e gönderecek; bağış ve hediyeler konusunda Benî Haşim (Haşimoğulları) Benî Ümeyye’den imtiyazlı sayılacak; Cemel ve Sıffin Savaşlarında Emir’ül-Müminin’in safında şehit olanların yakınlarına 1 milyon dirhem dağıtılacak ve bu harcamaların tümü Darabcerd bölgesi gelirlerinden karşılanacaktır.
Madde 5:
Halk, Şam, Irak, Yemen, Hicaz, kısaca Allah’ın yeryüzünün tümünde güvenlikte olacak; ırk ayrımı olmayacak; Muaviye onların hatalarını görmezlikten gelecek, hiç kimseyi geçmiş hataları için cezalandırmayacak; Irak halkına yönelik eski kinini terk edecek. Ali dostları her yerde emniyet ve huzur içinde olacak, Şiîlerine eziyet edilmeyecek; can, mal, namus ve evlâtları için endişede olmayacaklar, kimse onları takip etmeyecek, zarar vermeyecek, hak sahibinin hakkı kendisine ulaşacak ve ellerindekiler geri alınmayacaktır.Hasan b. Ali, kardeşi Hüseyin ve Allah Resulü’nün Ehlibeyti’nden hiçbirine, gizlide veya açıkta suikast tertiplenmeyecek, İslâm âleminin hiçbir yerinde korku ve tehdit altında kalmayacaklar.

Anlaşmadan sonra İmam Hasan, Medine’ye yerleşti ve Muaviye hiç bir şarta uymadı. Muaviye’nin şartlara uymaması üzerine çeşitli kişiler İmam Hasan’a isyan teklifinde bulunduysa da İmam Hasan bunu kabul etmedi. Emevi zulmü halkın üzerinde artarak devam etti. İmam Hasan’ın varlığından rahatsızlık duyan Muaviye, Hz. Hasan’ın eşlerinden olan Küfeli münafıkların öncülerinden Eşas bin Kindi’nin kızı olan Cade’yi çeşitli vaatlerle kandırarak İmam Hasan’ı zehirletti.

Muaviye döneminde Hucr b. Adiyy el-Kindî ve arkadaşları, Amr b. Hamık el-Huzaî, Abdullah b. Yahya el-Hadremî ve Arkadaşları, Rüşeyd Hacerî, Cüveyriyye b. Mushir el-Abdî ve Evfa b. Husayn gibi değerli insanlar savunmasız bir şekilde katledilmişlerdir. Abdullah b. Haşim Mırkal, Adiyy b. Hatem et-Tâî, Sa’saa b. Sûhan ve Abdullah b. Halife et-Tâî gibi kişilerde baskı ve tehdit altında yaşamak zorunda kalmışlardır.

İmam Hasan dönemi gibi ilginç bir zamanı ayrıntılı bir şekilde izah edip, çeşitli konular hakkında muhasebe yapan kitap ilgililerle okunmalıdır.


Sayfalar:1234567