:::: MENU ::::
Kişisel

İyi

Eve girdim.
Elimde kızımın istediği al-vey İskenderun döneri.
Oğlum okuldan gelmiş, odasında üzerini değiştiriyor.
Ama hava gergin.
“Nasılsın oğlum” dedim?
“İyiyim” dedi.

Sofraya oturduk,
klasik sorular. Günümüz nasıl geçti? Var mı söyleyecek sözü olan?
Ama hava hala bir tatsız.

Hanım patladı.
-“Sen milletin aklıyla hareket etmeye devam et. Millet seni kullanıyor. Oğlum sen safsın. Niye arkadaşlarının dediklerini yapıyorsun?”

Tanıdığım en düzgün, en beyefendi, en dürüst, en saf, en değerli, en sevdiğim şahsiyet oğlum. O yeşil, buğulu-hafif kanlı gözleriyle baktı bana.

-“Sen anlat oğlum” dedim.

“Arkadaşımla birlikte okula bisikletle gidiyoruz. Okul çıkışı kilidinin anahtarını bulamadı. Kendi bisikletini okulda bırakmak zorunda olduğu için bana sen de bırak dedi. Ben de bıraktım. Birlikte yürüyerek eve geldik.” dedi.

-“Tamam sorun yok, iyi olmuş” dedim.

Hanım atladı.

-“İyi de hep milletin dediğini yapıyor, her söyleyenin arkasına gidiyor. Bunun saflığından faydalanıyorlar. ” dedi.

Oğlum: -“Ama ben onu 3 yaşımdan beri tanıyorum, onu kıramazdım.” dedi.

-“Aferin oğlum, eğer kendi isteğinle bunu onayladıysan ki öyle görünüyor aynen böyle devam et. Sen iyi olmaya devam et. Ezme ve kendini ezdirme. İnsan ol, insanca yaşa.” dedim.

Bu iyilikle, bu iyi niyetle babası misal çok acı çekecek ama olsun.
İyi olup acı çekmek, kötü olup acı çektirmekten iyidir.
Ya Rabbim bana verdiğin tüm nimetlere ve değerli kızım ve oğlum için sana binlerce kez şükürler olsun.
Hanım da inşAllah bu süreçte üçümüzün arasında eriye eriye iyi bir birey olacak.
Yaş iken eğemediğimiz ağacı, el birliğiyle eğeceğiz.
Ona da ayrı selamlar.
Vesselam.


Neden Levent GÜLTEKİN?

Neden Levent GÜLTEKİN?

Bugün üniversitede bir hocam ile yaptığımız sohbet sırasında laf döndü dolaştı, baskın seçime geldi. Kendi çapımızda ileri geri siyasi yorumlar yaparken, ben muhtemel bir bağımsız aday çıkarsa oyumu ilk defa ona vereceğimi söyledim. (18 Nisan 2018 günü attığım tweetler şahidimdir.) O da hemen:
-He birisi çıktı dedi.
Direkt:
-Levent GÜLTEKİN mi dedim?
-… Bilmiyorum dedi, arattık, oymuş.

Yaklaşık 1 yıl önce bir cumhurbaşkanlığı adaylığı gündemi olmuştu. Kendisini nispeten televizyondan da tanıyorum, daha sonra özellikle Diken’deki yazılarını denk geldikçe okudum. Her görüşüne katılıyor muyum? Hayır. Attığı adımı destekliyor muyum? Evet.
Neden?

Öncelikle bağımsız bir aday.
Mevcut siyasi partilerin herbiri, birbirinin aynısıdır. Her biri seçim barajını kaldırma vaadiyle gelir, kendi güçlendiği için hemen o vaadi unutur mesela. Ayrıca nasıl ki 16 yıldır ülkeyi tek bir kişi yönetiyorsa, muhalefeti de hemen hemen tek kişiler yönetiyor. Muhalefet partilerinin liderleri çok çok önceden, örneğin kaybettikleri ikinci seçimin ardından istifa etmedikleri için samimi değillerdir. Bütün partilerin başındaki liderlerin nasıl dönüşler yaptığını, dün dediklerini bugün inkar ettiklerini uzun uzun anlatıp, antitez olmayacağım.

Levent GÜLTEKİN’in yaklaşık 1,5 saatlik röportajını (canlı bir radyo programı) izledim, siz de izleyin :
https://www.youtube.com/watch?v=qdwMBOSy1xM

Daha sonra kendi Twitter sayfasını takip edin: https://twitter.com/acikcenk

Bu kişi mevcut ortamda alternatifin bir sesi olarak desteklenmesi gerekir.

-Bu mu cumhurbaşkanı olacak?
-Ehliyeti ne?
-Eğitimi ne?
-Kimin adamıymış?
-Kimse oy vermez?
-Sen kimsin ya…

tarzı çıkışları bir kenara bırakıp, ülkenin gidişatında üstüne bir sorumluluk düştüğünü düşünen kişilerin bu sesi yayması gerekmektedir.

Sosyal medyanın gücünün arttığı, gençlerin alternatif bir siyasi figür görmek istediği bir ortamda olabilirse en uygun aday Levent GÜLTEKİN’dir. Belki süreçte engellemeler olacak aday bile olamayacaktır. Sırf aday olma cesareti göstermesi bile takdire şayandır. Tek adam rejimini engellemek için mevcut diğer alternatif adaylardan sicili en temiz olanı, yani ehveni şer yine odur. Kendisinin belirttiği Onurlu Çıkış hareketi önümüzdeki günlerde daha şeffaf bir şekilde ortaya çıkacaktır. Değerlendireceğiz.

Yukarıdaki videoyu izlediğiniz zaman da göreceğiniz üzere şahsının bir koltuk sevdası olmadığını, sürekli ben değil biz diye konuştuğunu ve en önemlisi eğer 1 milyon imza gibi ciddi bir rakamı toplayamazsam vazgeçerim mesajı çok önemli.

“Zorlana zorlana 100 bin imza toplarsam, zaten toplumda bir yankı bulamamışım, seçimde de bir iddiam olmaz sözü” gerçekçiliğini ortaya koymaktadır. Ben bu sözlerden dolayı bugüne kadar hiçbir partiye oy vermemiş, 32 yaşında, 2 çocuk babası bir Türkiyeli olarak. Öncelikle aday olması için çabalayıp, daha sonra da seçime katılıp Levent GÜLTEKİN’e oy vereceğim.

Levent GÜLTEKİN’in ilk vaadi 200000 makam arabası satılacak. İkinci vaadi şatafat azalacak. Üçüncü vaadi ise Ak Saray teknoloji ve sanat merkezi olacak. Bunlar yeterli, çalışalım. Hayırlı olsun.

Kazanırım değil kazanırız!

Ahmet Cevahir ÇINAR
20 Nisan 2018


İstemem, eksik olsun! – Cyrano de Bergerac

İstemem, eksik olsun! – Cyrano de Bergerac

Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi, önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine, dolanla tırmanmak mı? İstemem!

Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, taklalar mı atmalıyım? İstemem, eksik olsun!

Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret, eksik olsun!

Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? ‘Adım Mercuré dergisinde geçse’ diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem, eksik olsun!

Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem, eksik olsun! İstemem, eksik olsun!

Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek… Tek başına… özgür olmak! Dünyaya kendi gözlerinle bakmak. Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak. Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak; ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek; isteyince Ay’a bile gidebilmek…

Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek…

Demek istediğim, asalak bir sarmaşık olma sakın. Varsın boyun olmasın bir söğüdünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

– Dök içindeki öfkeyi dostum. Ama saklama benden, seni sevmediğini!

– Sus!

Cyrano de Bergerac’ın, ünlü, “İstemem, eksik olsun” tiradı.


Beyinde ararken bağırsakta buldum – Dr.Serkan Karaismailoğlu

“Beyinde ararken bağırsakta buldum”, Dr.Serkan Karaismailoğlu’nun kitabı. Kendisini ortapia‘da yaptığı paylaşımlardan sonra tanıdım, daha sonra kişisel twitter hesabını takip etmeye başladım. İlk denk geldiğinde de kitabını alıp okudum.

Kısa ve öz bir şekilde kitap tam bir çıtır çerez 🙂
Yani okuması çok rahat, anlatımı sade, Game of Thrones’a bir çok atıf yapılmış (bu arada ben izlemedim), hızlıca okunup bilgiler edinilebilecek bir kitap.

Temel sindirim sistemi bilgisi vermesiyle ortaokul ve lise öğrencileri de okursa faydalı olur.

Kitabın içerisinde çok güzel çizimler var. Bunları Dr. Aslı Şan Dağlı Gül hazırlamış. Uzun uzun inceledim.

Kitapla ilgili aldığım notlardan en ilginci dalak isminden “kendisine konulan bu kadar kötü bir isim” şeklinde bahsetmesine bir anlam veremememdir.

Bağırsak veya sindirim sisteminin en az beyin kadar etkili olduğunu iddiasını savunuyor kitap. Mantıklı argümanları da yok değil. O yüzden beslenmemize dikkat etmemizi ve özellikle şeker türevlerine karşı azami ölçüde dikkatli olmamızı tavsiye ediyor.

Türkiye’nin diyabet hastalığında çok ciddi bir oran ile en yakın rakiplerinden önde olduğubu daha öncede biryerlerde okumuştum, bu sıkıntılı duruma bir çözüm bulunması gerekmektedir.

Kitap “Ne Yersen Osun” mesajını hem müstakil bir bölüm olarak, hem de genel çerçeve olarak sunmaktadır. Yazara teşekkür eder, bu tarz konularla ilgilenenler var ise okumalarını tavsiye ederim.


Sayfalar:1234567...16