:::: MENU ::::
Murtaza Mutahhari

İnsan Hayatında Allah – Murtaza Mutahhari

“İnsan Hayatında Allah”, Şehid Murtaza Mutahhari’nin Tahran’da 1975 yılında yapmış olduğu bir dizi konuşmadan kitaplaştırılmış bir eser. Murtaza Mutahhari birçok kitabını okuduğum değerli bir müslüman filozoftur. Özellikle İslam ve Değişim kitabı, kafamın karışık olduğu bir dönemde beni birçok konuda aydınlatmış değerli bir eserdir.

Kitabı okurken ilk dikkatimi çeken unsur 1975 yılında Tahran’da bir mescidde böyle üst düzey bir sohbetin yapılıyor olmasıdır. 1979 yılında gerçekleşen İran İslam İnkılabı ile ilgili birçok yorumda İran halkının kültürel gelişmişliğine vurgu yapılır. Bu kitapta da bu sohbeti dinleyen insanların seviyelerinin ne denli yüksek olduğunu okuduğunuz zaman anlayabiliyorsunuz.

Mutahhari, Batı felsefesini iyi okumuş ve konuları anlatırken karşı örnekleri verip, daha sonra İslam’ın bakışını ortaya koymasıyla bulunmaz bir nimet. Zira bazen bilgisizliğimden dolayı hoşuma giden bazı düşünceleri, Mutahhari, İslam’ın görüşünü ortaya koyarak değiştirmeme vesile olmuştur. Kuru kuruya bir bağlılık, kör bir itaat istemeyen Mutahhari, akıl ve mantık ile İslami düşünceyi ihya etmektedir.

Zümer suresinin 29.ayeti ile başlar kitap:
“Kendisinde, birbirine sertlik ve geçimsizlik gösteren (bir çok) ortaklar (ın hakkı) bulunan bir adamla (bir köle ile) yalınız bir kişinin adamı (kölesi) olan diğer birini Allah (müşrikle müvahhid hakkında) bir misâl olarak irâd etmişdir. Bu ikisinin haali bir olur mu? (Bütün) hamd Allaha mahsusdur. Fakat onların çoğu bilmezler.”

Bu ayet bize yalnız Allah’a inanıp, tek bir fikri takip eden kişinin mesutluğunu, birden çok sahibi olan ve bu sahipleri birbiriyle çekişen köle örneği ile açıklamıştır. Bu çerçevede ruhu parça parça olan insan büyük sıkıntılar çekecek, birbiriyle çelişen fikirlere sahip olan insan problem yaşayacaktır.

Öznel ve nesnel şartların insan düşüncesini oluşturduğu, dolayısıyla özgür düşünce diye bir durumun olmadığını savunan görüş ile ciddi bir tartışma yapılıyor. İlk okuyuşta benimde hoşuma giden bu görüşün yetersiz ve eksik olduğu detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Sonuç olarak öznel ve nesnel şartların insan düşüncesini etkilediği ama insanın bunların üzerine çıkarak, bunların etkisinden kurtularak düşünebileceği belirtilmiştir.

İnancın insan psikolojisini rahatlattığını, psikolojik hastalıklardan olan mide ve bağırsak hastalıklarını azalttığı belirtilmiş, bu noktada din ile alakası olmayan Freud’un bile bir nebzeye kadar dinin bu yönünü kabul ettiği anlatılmıştır.

Freud’un öğrencisi ve arkadaşı olan Carl Gustav Jung’un dinin olumlu etkisi hakkındaki görüşlerine yer vermiştir.Ayrıca William James’in dinin psikolojideki yeri ile ilgili tespitleri olduğundan da bahsedilmiştir.

İnsan hayatındaki sürekli değişime değinen Mutahhari, bazı değişimlerin devrim şeklinde gerçekleştiğini belirterek devrim türlerini incelemiştir.

-Edebi Devrim
-Teknolojik Devrim
-Sosyal Devrim
–Öfke Devrimi
–Vicdani Devrim
–Ekonomik Devrim
–Siyasi Devrim
-Düşünsel ve Kültürel Devrim

Yukarıdaki başlıklar kısa kısa açıklanıp, en önemlisinin ve olması gerekenin düşüncede devrim olduğu vurgunmıştır.

İslam’ın vurgusunun her daim kültürel ve düşünsel bir devrim olduğunu belirten Mutahhari, konu ile ilgili İbrahim suresinin 24-27.ayetlerini örnek olarak vermektedir.

” Allah’ın nasıl bir misal getirdiğini görmedin mi? Güzel sözü, kökü sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzetti. O ağaç, rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller getirmektedir.Kötü sözün misali de kökü yerden sökülmüş, ayakta duramayan kötü bir ağaçtır.Allah sağlam söze iman edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam tutar; Allah zalimleri de şaşırtır ve Allah dilediğini yapar.”

Tam bu noktada Ehl-i Beyt’in yüceliğini gözler önüne seren İnsan Suresi’nin 7-10.ayetleri incelemenizi tavsiye ederim.

“Onlar, verdikleri sözü yerine getirirler ve dehşeti her yerde hissedilen bir günden korkarlar. Onlar, kendileri sevip istedikleri halde yoksula, yetime ve esire de yemek verirler. (Ve şöyle derler:) “Biz sizi Allah rızâsı için doyuruyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz. Biz, öfkeli, çetin bir günde rabbimizden (azabından) korkarız.”

Bakara Suresi 170.ayette gelenekselciliği, körü körüne bağlılığı yeren şu ayet bulunmaktadır:

“Onlara: «Allah’ın indirdiğine uyun.» denildiğinde, «Hayır, atalarımızı neyin üzerinde bulduksa ona uyarız.» dediler. Ya ataları birşeye akıl erdirememiş ve doğruyu seçememiş idiyseler?”

Ayet incelendiğinde akıl ve mantığın öncelendiği görülmektedir.

Peki gelenekçilik kötü de yenilikçilik iyi mi?
Hayır.
Sonuçta günün eskileri dünün yenileri değil mi?
Öyleyse eski ve yeni kabul için bir ölçüt olamaz.
Her durumu akıl ve mantık süzgecinden geçirip, daha sonra kabul etmek gerekli.

Taklidin insanın içerisine düştüğü ciddi bir hastalık olduğunu belirten Mutahhari, doktor ve müçtehide tabi olmanın haricinde yapılan taklitlere dikkat edilmesi gerektiğini vurgulamış. Doktora tıbbi bilgimiz, müçtehide de ilmi bilgimiz olmadığı için uyarız. Bu iki konuda da benim bilgim bana yeter diyen olursa taklit etmeyebilir.

Taklit hastalığı ile ilgili alimin kişisel hareketlerini taklit eden insanları örnek vermesi önemlidir. Zira günümüzde de şeyhinin sümüğünü sildiği mendili kutsal sayabilen insan bozması vahşi canavarlar olduğundan dikkat edilmelidir. Bu tür insanları aklı nefsinin emrine girmiş kişiler olarak değerlendiren Mutahhari, bilinçsiz seçmen kitlesiyle ilgili de güzel örnekler vermiştir.

Yine Ayetullah Burucerdi’nin şiilerin Kerbela yas törenlerinde yapmış oldukları bazı saçma sapan hareketleri ortadan kaldırmak için verdiği mücadeleyi örnek vererek, bir çok kişinin kendisine uyduklarını söylediği halde bu konuyla ilgili kendi nefislerini dinlediklerini belirtmiştir. Buradan da Mutahhari ve benzeri alimlerin asla mezhepçilik yapmadığı, kendi mezheplerindeki akıl dışı uygulamalara karşı mücadele ettikleri de bir kez daha ortaya çıkmaktadır.

Sonuç olarak Allah’ı tanımak için ilim ve düşüncenin yanı sıra, tecrübenin de gerekli olduğu anlatılıyor. Bu iki durumu ayrı ayrı değerlendiren filozofların görüşleri incelenip, hem fikir hem de amel açısında Allah’ı tanımanın gerekliliği belirtiliyor.

Kitapta ilginç bir yorum daha dikkatimi çekti.

“İçinde köpek veya köpek resmi olan eve melekler girmez” hadisini yorumlarken tamamen soyut yaklaşarak evin kalp olduğunu, köpeklerin ise kötü düşünceler olduğunu beyan ederek bazı hadislere olan bakış açımı tamamen değiştirmiştir.

Son olarak müminlerin bazı özelliklerinin aktarıldığını Müminun suresi 1-5.ayetleri inceleyen Mutahhari,
“Gerçekten müminler kurtuluşa ermiştir; Onlar ki, namazlarında huşu içindedirler, Onlar ki, boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler; Onlar ki, zekatı verirler; Ve onlar ki iffetlerini korurlar.”

Ne mutlu boş ve yararsız şeylerden yüz çevirenlere…
Vesselam.