:::: MENU ::::
çocuk eğitimi

Çocuk Dünyası – Muhammed Hüseyin Fadlullah

Muhammed Hüseyin Fadlullah tarafından yazılan, daha doğrusu bir soru-cevap şeklinde ilerleyen röportajlar topluluğunun kitaplaştırılmış hali olan bu eseri Emrullah KERSİN çevirmiş olup, Ehl-i Beyt Yayıncılık basmıştır.

7 yaşına kadar oyun, 7-14 arası eğitim, 14-21 arası arkadaşlık safhası olması gerektiğini beyan eden bir hadis-i şerif ile başlayan kitap, Gençlerin Dünyası eseri ile tanımış olduğumuz yazarın, çocuk eğitimi ile ilgili görüşlerini merak edenler için okunması gereken bir kitaptır.

İlk dikkatimi çeken husus, içerisinde bulunulan döneme göre bir eğitim stratejisi seçilmesi gerektiğinin vurgulanmasıdır. Anne ve babalar, kendi yetiştikleri gibi evlatlarını yetiştirmeye kalkarsa aradaki kuşak farkı ve hızla değişen zamanın sonucu olan dünyadaki değişimden dolayı, bu eğitim yaklaşımının başarısız olma ihtimalinin yüksek olduğu belirtilmiş.

İkinci vurgulanan husus ise çocukların, gençlik dönemine geçtikleri andan itibaren gecikmeden evlendirilmeleri gerektiğidir.

Eğitim sırasında baskının rolü ile ilgili de, yerine göre dozunda baskının eğtimin bir parçası olduğu vurgulanmış. Bu görüş ise, el-Mutenebbi‘nin şiiri olan “Kılıç kullanılacak yerde ihsan etmek, ihsan edilecek yerde kılıç kullanmak kadar zararlıdır.” ifadesiyle desteklenmiştir.

“Başkasının fikrine saygı göstermeyen onunla tartışamaz” şeklindeki görüşte çocuğun eğitilirken ön yargılı değil saygılı yetiştirilmesine ışık tutmaktadır.

Bilinçli itaat ve kör itaat kavramlarının, eğitim sürecindeki davranışlara göre çocuğun karakterini etkileyeceği düşünülmektedir. Sorgulayarak, soru sorarak ve sorduğu soruların cevaplarını alarak itaat eden bir çocuk, bilinçli bir şekilde itaat eder. Kör itaat ise güce ve güç sahibine korkudan dolayı ses çıkaramamaktır. Bu çocukluk döneminde geçici bir çözüm olsa da daha sonraki süreçte çocuğa zararlı olacaktır.

Anne ve babanın çocuğuna karşı her zaman haklı olma durumunda olmaması gerektiği (haksız olduğu durumda) izah edilmiştir. Haksız olduğu durumda, -çocuğun anne ve babanın haksızlığını tespit ettiği durumda- anne ve baba gerekli özrü dileyip, izahatı yapmalıdır. Böylece çocuk ne kadar adil ve özgür bir ortamda yetiştiğinin farkına varmalıdır.

Başarısızlık, eğitimle gelen başarısızlık ve aileden gelen(kalıtımla) başarısızlık şeklinde iki kategoriye ayrılmıştır. Aileden gelen başarısızlık az orandayken, eğitimle gelen yani yanlış eğitimle gelen başarısızlık daha çoktur.

Muhammed Hüseyin Fadlullah’ın akılcı bakış açısı ve yaklaşımlarına bir örnek olması açısından, erken uyumanın eski dönemlerde elektrik olmadığından normal olduğunu, şimdilerde ise erken uyumanın anormal olduğunu söylemesi kitabın en dikkat çekici noktalarındandı.

Yine çocuğun maddi olarak her istediğinin anında karşılanıp, şımartılmaması gerekliliği de vurgulanmıştır.

Ev işlerindeki görev paylaşımına da değinen Muhammed Hüseyin Fadlullah, Hz.Ali(as)’nin odun ve su getirdiğini ama çocuklara bakmadığını, Hz. Fatıma(as)’nın ise ekmek yapıp, çocuklara baktığını belirtmiştir. Böylece kadın ve erkeğin fıtri olarak yatkın oldukları işleri yapmaları gerektiği belirtilmiştir.

Tam da bu noktada İslam’ın kız çocuğunun eğitimine engel olmadığını ve kocasının kölesi olmadığı vurgulanmıştır.

Altını çizdiğim, kendimce önemli gördüğüm bazı cümleler:

“Fikri bağımlılık çocuğun aktifliğini dondurur.”
“İslam çocukların zihinsel yapılarına uygun, gelişen araçlara ve yöntemlere dayanan, beyin yıkamaya dayalı olmayıp üretken ve sorgulayıcı akla yönlendiren genel bir eğitim projesi sunar.”
“Anne ve baba çocuklarının kendi kopyaları olmalarını ister, oysa onlar farklı bireylerdir.”