Denemeler – Montaigne

Neden bu kadar geciktim okumak için.
İyi ki de gecikmişim okumak için.
{İyi ki de’nin nasıl yazıldığına baktığımı itiraf ediyorum 🙂 }

Yaklaşık 300 sayfalık bir kitap olan Denemeler’i 3 oturuşta bitirdim.
İlk kısmı Konya’dan İstanbul’a YHT ile giderken, ikinci kısmı İstanbul’dan Konya’ya YHT ile gelirken, son kısmı da uyumadığım bugün bitirdim.

Kalemsiz, kitap okumam.
Mutlaka çizerim bazı satırları, sorular yazarım, işaretler koyarım.
Denemeler’i okurken çizdiğim yerler oldu fakat kitap baştan sonra çizilecek yerlerle dolu.

Daha önceki bir yazımda Sokrates’e benzetildiğimi gururla anlatmıştım 🙂
Montaigne’nin kendisini anlattığı Denemeler’i okurken Sokrates’likten Montaigne’liğe evrildiğimi hissettim.
Yalnız bu durum, her okuduğu yazarın kimliğine bürünen bir kişi olarak tanıtmasın beni size.
Beğenmediğim, eleştirdiğim, özdeşleşmediğim durumlar mutlaka var ama genel manada örtüştük.

Çevirmen Sabahattin Eyüboğlu’da kendinden bir parça bulduğunu söylemiş önsözlerde…
Belki herkes buluyordur ama eylemleri ile kitaptaki düşüncelerin aksini ispatlayan kişiler umarım aynı ben demezler 🙂

Sorgulaması, güzel üslubu, anlaşılır dili, yaşamın içinden konuları ile defalarca okunabilecek bir eser.
İlk cümlemde dediğim gibi, belki çok geç kaldım, fakat bu kadar geç kalmasaydım, bu kadar özümseyerek, yaşayarak, heyecanlanarak okuyamazdım belki de.

Az sonra değişebilirim.
Doğrudan hiç ayrılmıyorum.

görüşleri geçtiğimiz günlerde kendimi tanımladığım aşağıdaki satırlara benziyor.

İnsanım.
Azgınlık yapmayan, başkasının hakkına göz dikmeyen herkese saygım var.
Ön yargısız bir birey olmak için çabalıyorum.
Az önceki ben değilim.
Sürekli değişiyorum.
Bu yüzden yaptığım ve yazdığım hiçbirşeyden dolayı ötekileştirmeyin.
Anlamaya çalışın.
Anlatmaya çalışın.
Ya da boşverin 🙂

Altını çizdiğim bazı düşünceler:

Kurallar avam içindir.
Felsefe çocukların anlayacağı seviyeye indirilmelidir.
Alemin ne üstünde, ne de altındayız.
Korursan saldırırlar.
Akıllı bir insanın hayatını düşüncesiz bir sürünün oyuna bırakması akıl karı mıdır?
Cennet insanın maddi yanına hitap ediyor.
Kızılderililer barbar Avrupalılardan daha erdemli olduğu için katledildiler.
Kötüyü bilmediğimiz ve beceremediğimiz için değil istemediğimiz için yapmamalıyız.
Kendi düşüncemin tam tersini savunurken, birden o düşüncenin sahibi olmuş olarak buluyorum kendimi.
İnsan bir şeye inandığı zaman onu başkasına anlatmayı kendine bir borç sayar, ve bu anlatım sırasında da muhatabın durumuna göre ekleme çıkarmalar yapabilir.
İnsan işine gücüne devam edebildiği kadar etmelidir. {Modern emekliliğe karşıyım 🙂 }
Rahatsız, gözü doymaz, telaşlı bir zengin, düpedüz yoksul bir kişiden daha zavallıdır.
Felsefenin fazlası zarardır 😀 {Yaktın bizi Kallikles 🙂 }
Düşüncede saplantı eşekliktir. Canlılar içinde eşekten daha emin, daha vurdumduymaz, daha ciddi, daha ağırbaşlı hangi canlı var?
Bütün toptancı yargılar çürük ve tehlikelidir.
İyi yaşamayı sonraya bırakma.
Yenildiğinde değil vazgeçtiğinde kaybedersin.
Baba çocuğundan öğüt almaz.
Övmek içinde olsa beni olduğumdan başka türlü göstermeyin.
Yürekte korku, sözde umutsuzluk yoksa, daha ne istersin?
Zorla yaptığım zarar, severek yaptığım yarardır.
Bir dostun sözüne, büyük bilginlerin sözü gibi değer veriyorum.

***

Okuyun, belli bir süre geçince tekrar okuyun 🙂

Etiketler: ,

Yorum Yapın